Geçen hafta gelen veriler 2026’nın ana hikayesini değiştirmedi ama daha keskin hale getirdi. Dördüncü çeyrek büyümesinin %1,4’e gerilemesi, ekonominin belirgin biçimde hız kestiğini gösterdi. Buna karşılık Ocak ÜFE’nin aylık %0,5 gelmesi maliyet hattında yeniden bir yukarı kıpırdanmaya işaret etti. Yani talep soğuyor, fakat maliyet tarafı tam çözülmüş değil.
Bu kombinasyonun piyasa açısından anlamı şu; faizler aşağı doğru serbest düşüşe geçemiyor çünkü enflasyon kalitesine dair soru işaretleri canlı kalıyor. Aynı zamanda büyüme de güçlü değil. Dolayısıyla yukarı yönlü kalıcı bir faiz rejimi de oluşmuyor. Sonuç olarak piyasa bir yön patlamasından ziyade denge ve seçicilik üretmeye devam ediyor.
Bu hafta açıklanacak veriler bu dengeyi test edecek.
Bugün açıklanacak ISM İmalat PMI, sadece büyümenin seviyesini değil fiyat alt endekslerini ve istihdam bileşenini de gösterecek. İmalat son aylarda kırılgan bir toparlanma deniyordu. Eğer fiyat alt endekslerinde yukarı yönlü bir ivme görürsek, geçen haftaki ÜFE sürprizi tek seferlik olmaktan çıkar ve maliyet baskısının zincirleme bir karakter taşıdığı algısı güçlenir.
Çarşamba günü gelecek ISM Hizmet PMI daha da kritik. ABD ekonomisi ağırlıklı olarak hizmetlerden oluşuyor ve çekirdek enflasyonun inatçı kısmı da burada. Hizmet tarafında fiyat baskısı yeniden güçlenirse, büyüme yavaşlasa bile enflasyonun kolay düşmeyeceği mesajı netleşir. Bu da iskonto oranı tarafında rahatlama beklentisini sınırlar.
Cuma günü ise tabloyu tek pencerede okuyacağız. Şubat istihdam verisi ve işsizlik oranı, ekonominin ne kadar soğuduğunu gösterecek. Geçen ay 130 bin olan artışın ardından 60 bin civarı bir beklenti var. İş gücü piyasası yeniden yavaşlar ve dengelenirse, bu ücret baskısı kanalı üzerinden enflasyon kalitesine dair bir dengeleme yaratabilir. İstihdam zayıf kalırken tüketim tarafı da güç kaybederse, o zaman büyüme tarafı daha baskın bir hikaye haline gelir.
Aynı gün açıklanacak perakende satışlar bu açıdan tamamlayıcı olacak. Tüketim, faiz hassasiyetini en hızlı yansıtan alan. Eğer istihdam dengeli ve perakende zayıf gelirse iki hız teması belirginleşir. Eğer ikisi birlikte güçlenirse, büyüme korkusu azalır fakat enflasyon kalitesi sorunu büyür. İkisi birlikte zayıflarsa o zaman yumuşak iniş anlatısı daha kırılgan bir zemine kayar.
Geçen haftaki yüksek ÜFE ile beklenenden düşük büyüme verisini birlikte okuduğumuzda şu çerçeve ortaya çıkıyor, ekonomi soğuyor ama maliyet hattı tam çözülmediği için faizler aşağı yönlü net bir rejime geçemiyor. Bu nedenle piyasa geniş tabanlı bir risk iştahı yerine tematik ve seçici bir fiyatlama üretiyor. Endeks seviyesi güçlü görünse bile içeride değerleme hassasiyeti yüksek kalmaya devam ediyor.
Bu haftanın verileri bize şunu gösterecek: ÜFE sürprizi geçici miydi, yoksa maliyet zincirinde yeniden bir ivme mi başlıyor? Ve büyüme tarafındaki yavaşlama istihdam ve tüketim üzerinden derinleşiyor mu, yoksa kontrollü bir soğuma mı yaşıyoruz?
2026’nın ana rejimi henüz değişmiş değil. Yüksek ama kalıcı gevşemeyen faiz ortamı, seçici ralli ve değerleme hassasiyeti. Bu üçlü yapı kırılmadan geniş ve rahat bir risk-on zemini oluşması zor görünüyor.
Herkese iyi haftalar!
